Mâverâünnehir, Balkanlar ve Kafkaslar’dan ağırladığımız değerli hocalarımızla hafta sonunda, Osmanlı medeniyetinin kurucu şehri Bursa’ya ilmî ve kültürel bir gezi gerçekleştirildi. Program kapsamında Tophane, Ulu Camii, Yeşil Camii, Kapalı Çarşı, Üftâde Hazretleri’nin Makamı, Emir Sultan Külliyesi ve Bursa Panorama Müzesi ziyaret edilerek şehrin tarihî, ilmî ve manevî mirası yerinde mütalaa edildi.
Birlik Vakfı’nda, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarımızla gerçekleştirilen buluşmayla başlayan programda yalnızca tarihî ve kültürel mekânlar ziyaret edilmedi; bunun yanı sıra düzenlenen ilmî oturumlarda önemli müzakereler gerçekleştirildi. Bu kapsamda Mâverâünnehir ile Anadolu arasındaki ilmî ve medeniyet bağları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
Gerçekleştirilen ilmî müzakerelerde;
Hadis ilmindeki rihle geleneği hatırlatılarak, Mâverâünnehir Yaz Seminerleri’nin de ilim talebesini farklı ilim merkezleriyle buluşturan, tarihî mekânlarda medeniyet hafızasını yeniden inşa etmeyi hedefleyen çağdaş bir ilim yolculuğu olduğu ifade edildi.
Bursa’nın, Osmanlı Devleti’nin kurulduğu şehir olmasının yanı sıra, Mâverâünnehir’den Anadolu’ya taşınan Hanefî-Mâtürîdî ilim geleneği ile tasavvuf mirasının en önemli merkezlerinden biri olduğu vurgulandı. Türkistan’dan, Buhara’dan ve İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden gelen âlimlerin asırlar boyunca Bursa’yı bir ilim ve irfan merkezi hâline getirdiği ifade edilerek, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin bugün de uluslararası öğrenciler açısından Türkiye’nin önde gelen ilahiyat fakültelerinden biri olduğu dile getirildi.
Bursa’nın kuruluş süreci, Osmanlı devlet geleneğinde hutbe okutma ve para bastırma gibi hâkimiyet sembolleri, Yıldırım Bayezid dönemi, Fetret Devri ve Çelebi Mehmed ile yeniden tesis edilen devlet nizamı üzerinde duruldu. Osmanlı’nın savaş meydanında şehit düşen tek hükümdarı Sultan I. Murad Hüdâvendigâr’ın Kosova Savaşı öncesinde yaptığı niyaz ve şehadet anlayışı hatırlatılarak, Bursa’nın kurucu hafızasının yalnızca siyasî değil, aynı zamanda ahlâkî ve manevî bir zemin üzerinde yükseldiği ifade edildi.
Osmanlı vakıf medeniyetinin en önemli merkezlerinden biri olan Bursa’da vakfiyelerin, medreselerin ve külliyelerin şehir hayatını nasıl şekillendirdiği; vakıf şartlarına riayetin İslam hukukundaki yeri ve vakıf müessesesinin medeniyetin devamlılığındaki rolü de ele alınan başlıklar arasında yer aldı.
Akşam programında ise Prof. Dr. Mustafa Kara hocamızla bir araya gelindi. Bursa’nın bir “medeniyet şehri” olmasının üç temel şartı üzerinde duruldu: Başka beldelerden ilim, irfan ve sanat ehlinin gelerek şehri mayalaması; şehrin kendi ilim ve irfan insanlarını yetiştirmesi; ardından da yetiştirdiği âlim ve ariflerle başka beldeleri ilmen ve manen ihya etmesi. Bu çerçevede Üftâde Hazretleri, Emir Sultan, Abdüllatif Kudsî ve Zeyneddin Hâfî gibi büyük şahsiyetlerin Bursa’nın medeniyet kimliğinin oluşumundaki kurucu rolleri değerlendirildi.
Mâverâünnehir ile Anadolu arasındaki ilmî ve medenî irtibatın geçmişte olduğu gibi bugün de canlı tutulmasının önemine dikkat çekilen program, ortak hafızayı yeniden inşa etme ve medeniyet köprülerini güçlendirme bakımından son derece verimli müzakerelerle tamamlandı.
Programın gerçekleştirilmesine katkı sunan ve misafirperverlikleriyle bizleri en güzel şekilde ağırlayan başta Bursa Valiliğimiz olmak üzere, Birlik Vakfı, Bursa Osmangazi Müftülüğü ile emeği geçen bütün kurum ve gönüldaşlarımıza en kalbî şükranlarımızı sunuyor, kendilerine teşekkür ediyoruz.

