İDE Akademi 2025–2026 Öğrenci Paneli 3

Uluslararası Mütefekkir Programı kapsamında düzenlenen, moderatörlüğünü Prof. Dr. Ferhat Gökçe’nin üstlendiği üçüncü panel oturumunda öğrencilerimiz, insanın anlam ve hakikat arayışını farklı disiplinler üzerinden ele aldı.

Oturumdan öne çıkan başlıklar şöyle:
“Felsefi ve İlmi Açıdan Hakikat Arayışı” konulu sunumunda öğrencimiz Zeliha Sapsağlam, insanın varoluşunu anlama çabasının tarihsel ve ilmi temellerine değindi. İnsandaki bilme arzusunun doğal bir yeti olduğunu belirterek, modern çağda da evrenin ötesindeki mutlak olanı arama sürecinin felsefe ve tasavvuf süzgecinden geçerek devam ettiğini ifade etti.

İkinci sunumda “İslam’da İnsanın Mahiyeti ve Yaşam Amacı” başlıklı çalışmasında öğrencimiz Ebrar Alçorba, İslam’ın varoluşa sunduğu anlam çerçevesini “kul” ve “halife” kavramlarıyla açıkladı. Anlamın yalnızca soyut bir inançtan ibaret olmadığını, sorumluluk, adalet ve ahlaki değerlerle her gün yeniden inşa edilen bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı.

Üçüncü panelist öğrencimiz Habibe Tolu: “Logoterapi ve İslam’ın Anlam Perspektifi” konulu sunumunda, modern insanın yaşadığı varoluşsal krizlere karşı Viktor Frankl’ın logoterapi yaklaşımı ile İslam’ın sorumluluk merkezli hayat tasavvurunu karşılaştırdı. İnsanın en ağır şartlarda dahi özgür iradesiyle anlam üretebildiğini ve bu durumun psikolojik dayanıklılık üzerindeki kritik rolünü ortaya koydu.

Son olarak öğrencimiz Elifnur Öztürk: “Türkiye’de Dindarlık ve Değişen Anlam Arayışı” başlıklı sunumunda, güncel veriler ışığında bireylerin anlam arayışında dinin rolünü ve dindarlık biçimlerindeki dönüşümü analiz etti. Toplumda Allah inancının güçlü kalmasına rağmen, kurumsal dindarlıktan daha bireysel ve sübjektif bir dindarlık modeline doğru bir yönelim yaşandığına dikkat çekti.

Panelimiz, dinleyicilerin panelistlere yönelttiği sorular ve derinleşen ilmi mülahazalarla devam etti.

Panelin sonunda değerlendirmelerde bulunan hocamız Prof. Dr. Mehmet Görmez, anlam arayışının 20. yy gibi geç bir zamanda, Viktor Frankl gibi tek bir isim ile sınırlı tutulamayacak kadar kadim bir mesele olduğunu vurguladı.

Anlamın katmanları ve unsurları bulunduğunu söyleyen hocamız bunlara dikkat edildiği takdirde, doğru benlik mülahazasının insanı yüksek imana, gelişmiş kişilik algısının güzel ahlaka ve güçlü bir kimlik bilincinin ise medeniyet aidiyetine kapı aralayarak anlam arayışını destekleyeceğini belirtti.

Ayrıca “kurumsal dindarlık” yerine “toplumsal dindarlık” ifadesinin tercih edilmesi gerektiğini hatırlatan Görmez, kurumların dindarlık üretmediğini, yalnızca dindarlara hizmet eden yapılar olduğunu ifade etti. Genç nesildeki bireysel dindarlık temayülünün toplumsal örnekliklerin azalmasından kaynaklandığını, ancak bu durumun doğru yönetildiğinde “tahkiki iman” yolunu açarak gençlerin anlam arayışına çözüm sunabileceğini ekledi.