İslam ve Psikoloji: Tartışmalar, Eleştiriler ve İmkânlar başlıklı seminer serisinin sekizinci oturumunda Dr. Öğr. Üyesi Seyid Bağçivan “Müslüman Tefekkürüne Dayalı Psikolojinin İmkânı: Taha Abdurrahman Örneği” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Sunumda, her bilimsel çalışmanın ve psikolojik yaklaşımın belirli ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik ön kabullere dayandığı, bu nedenle özgün bir psikoloji inşasının ancak sistematik bir felsefi zemin üzerinden mümkün olabileceği vurgulandı. Bu bağlamda, mevcut “İslami psikoloji” çalışmalarının önemli olmakla birlikte büyük ölçüde kültürel uyarlamalar ve mevcut modellerin revizyonu düzeyinde kaldığı; asıl ihtiyacın ise kendi düşünce geleneğimizden beslenen özgün bir tefekkür zemini olduğu ifade edildi. Bu nedenle “İslami psikoloji” kavramsallaştırmasından ziyade, hataya ve eleştiriye açık olan Müslüman zihninin tefekkür faaliyetini merkeze alan “Müslüman tefekkürüne dayalı psikoloji” anlayışı önerildi.
Sunumun ikinci bölümünde, çağımızın önemli sistem filozoflarından Taha Abdurrahman’ın düşüncesi ele alındı. Moderniteyi yalnızca eleştirmekle yetinmeyen, aynı zamanda İslam düşüncesinin içinden yeni bir felsefi çerçeve geliştirmeye çalışan Taha Abdurrahman’ın yaklaşımının, özgün bir psikoloji inşası için önemli imkânlar sunduğu ifade edildi. Özellikle geliştirdiği “İlahi Emanet Paradigması” çerçevesinde insanın, akıl sahibi bir varlık olarak ilahi sözleşmeye muhatap olmuş, emanet yüklenmiş ve ahlaki sorumluluk taşıdığı vurgulandı. Şehadet, emanet ve tezkiye ilkeleri etrafında şekillenen bu yaklaşımın, modernitenin ürettiği anlam ve değer krizlerine alternatif bir perspektif sunduğu belirtildi.
Sunumda ayrıca Taha Abdurrahman’ın ahlak anlayışı ile bilgi ve eylem arasındaki ilişkiye yaptığı vurgu üzerinde duruldu. Bilginin ahlaktan ve amelden koparılmasının modern dünyanın temel krizlerinden biri olduğu, buna karşılık bilginin ahlaki dönüşüm üretmesi gerektiği ifade edildi. Akıl tasnifi bağlamında ise, soyut ve araçsal aklın sınırlarına dikkat çekilerek; vahiy, ahlak ve tezkiye ile desteklenen daha kuşatıcı bir akıl anlayışının imkânı tartışıldı.
Son olarak, Taha Abdurrahman’ın yaklaşımının yalnızca felsefi bir eleştiri sunmadığı, aynı zamanda psikoloji alanında epistemik özgüvenin yeniden kazanılması, anlam ve değer krizlerine çözüm üretilmesi ve insanın ahlaki ve manevi boyutlarını da dikkate alan daha bütüncül bir insan tasavvurunun geliştirilmesi açısından önemli bir ufuk sunduğu ifade edildi.
Seminer dizisinin son oturumu katılımcılara sertifikalarının takdimi ile nihayete erdi.



