Prof. Dr. Mehmet Görmez ile Röportaj: Kritik Bakış Dergisi

Enstitü başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kritik Bakış dergisine verdiği röportajda, İslam dünyasındaki siyaset ve düşünce krizinden gençliğin anlam arayışına kadar birçok meseleye dair önemli değerlendirmelerde bulundu:

1. İslam dünyasındaki siyaset krizini akıl krizi ve irade krizi olarak da tanımlamak mümkündür. Akıl krizi, bir doğruluk krizidir; çünkü doğruluk aklın en büyük ahlakıdır. İrade krizi, bir emanet krizidir; çünkü emanet iradenin en büyük ahlakıdır.

2. İki çeşit akıl vardır; biri sanık akıl, biri tanık akıl. Sanık akıl, kendisini daima sanık sandalyesinde gören, özgüvenini kaybetmiş, savunmacı akıldır. Tanık akıl ise, kendisini Kur’an’ın ifadesiyle insanlığın şahidi olarak görür. Birinci akıl, son iki asırda bir edebiyat vücuda getirmiştir. Bu edebiyata ben “geri kalış edebiyatı” diyorum. Sürekli Batı karşısında ezik bir tavırla “Onlar niye ilerledi, biz niye geride kaldık?” ile uğraşır. Tanık akıl da bir edebiyat vücuda getirdi. Bu edebiyatı üç kavramla ifade edebiliriz: tecdid, ıslah ve ihya edebiyatı. Bu edebiyat da kendi içinde büyük çelişkiler yaşadı.

3. İslam’ın bütün temel kavramları anlam daralması yaşıyor, hatta anlam kaymalarına uğruyor. Düşünceler daraldıkça kavramlar da daralıyor. Aslında Kur’an’ın en büyük devrimi kavramlarla gerçekleşmiştir. Kur’an, Arapçayı ve Arap dilini; çölü, deveyi, hurmayı, Hicaz’ı ifade eden bir dil olmaktan çıkarıp, bütün âlemleri kuşatan bir dile dönüştürmüştür.

4. İslam eskimez ki yenileyelim; fakat bizim fikirlerimiz, düşüncelerimiz, hatta fıkhımız, kelâmımız, usûlümüz eskir ve bunlar daima yenilenmeye muhtaçtır. İslam hastalanmaz ki ıslah edelim; fakat bizim özümüz, ruhumuz, hayatımız, yaşantımız, ahlakımız hastalıklarla mualleldir. Onları ıslah etmeliyiz önce. İslam ölmez ki ihyâ edelim; fakat bizim ruhumuz, idrâkimiz, özümüz bir çeşit ölüme maruzdur. Onları ihyâ etmeliyiz.

5. Gençlik ve din bağlamında yaşadığımız değişim ve dönüşümleri, dinden uzaklaşmak veya dinden kopmak yahut bir deizm, ateizm, agnostisizm dalgası ya da yüzyılın başında cereyan eden felsefi ateizmin zaferi olarak değerlendirmiyorum. Ben buna gençlerin yeni bir anlam arayışı, yeni bir sorgulama süreci olarak bakıyorum.

6. Dil, dinin beşerî-insanî boyutudur. Sonsuz olanı sonlu olanla ifade etmek zordur. Eğer Allah, sonsuz olanı sonlu olan beşerin diliyle ifade etmişse, çok anlamlılığa da razı olmuştur. Bu çok anlamlılık bize sürekli bir yenilenme imkanı sunar.

7. Modern zamanlarda din kurumları hem mahiyet hem işlevsel bakımdan büyük değişimlere uğramışlardır. Bu kurumlar üzerinden bazen birliktelikler, bazen de ayrışmalar yaşanıyor. Din kurumlarının siyasetin bir aparatına dönüşmesi hem onu büyük gücünden mahrum bırakır hem de işaret ettiğiniz ayrışmaları ve kutuplaşmaları önlemede yetersiz kalmasına neden olur.

Röportajın tamamı için tıklayınız.