Prof. Dr. Mehmet Görmez: İslam Düşüncesinde Son Dersler

İDE Uluslararası Mütefekkir Programı mezunlarına yönelik gerçekleştirilen TİBU Yaz Okulu kapsamında, Enstitü Başkanımız ve TİBU Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez, “İslam Düşüncesinde Son Dersler” başlıklı konferansı irad etti.

“Hatime sadece bir son, bir akıbet, bir nihayet ve bir netice değildir. Hatime, aynı zamanda yeni bir başlangıçtır.”

İslam düşüncesinde ilk dersler ve son dersler oldukça mühimdir. Çünkü bunlar, İslam düşüncesinin insan, ilim ve medeniyet ufkunu ortaya koyar. Kur’ân-ı Kerîm’de ilk ders “Oku!” emridir. Müslümanın hayat boyu tekrar ettiği ilk ders ise Fâtiha’dır. Hadiste ilk ders niyettir; çünkü bütün amellerin ruhu odur. Bu sebeple “إِنَّمَا الْأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ” hadisi, hadis ilminin fatihası mesabesindedir.

İslam medeniyeti bir hatime medeniyetidir. Dinlerin hatemi İslam, kitapların hatemi Kur’ân-ı Kerîm, peygamberlerin hatemi ise Hz. Peygamber ﷺ’dir. Hatime yalnızca dersler ve kitaplar için değil; ameller, ömürler ve medeniyetler için de söz konusudur. Bu sebeple hüsn-i hatime duası yalnızca güzel bir ölümü değil; güzel bir ömrü, güzel bir ameli ve güzel bir medeniyet tasavvurunu da içinde taşır.

Arapçada “son” anlamına gelen birçok kelime vardır. Ancak İslam düşüncesi özellikle “hatime” kavramını tercih etmiştir. Çünkü hatime yalnızca bir bitişi değil; kemali, kulluğu, acziyeti ve yeni bir başlangıcı ifade eder.

Mutaffifîn sûresindeki “وَفِي ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ” ayeti iyiye, doğruya ve güzele ulaşmak için hayırlı bir yarış içerisinde olmayı öğütler. Buradaki yarış, insanların birbirini geçme yarışı değil; birlikte hakikate, hayra ve güzelliğe yönelmesidir. Çünkü müminin gayesi “خِتَامُهُ مِسْكٌ” sırrınca misk gibi güzel kokan bir hatimeye ulaşmaktır.

“İnnemel umûru bi havâtimihâ” hakikati, amellerin hatimeleriyle değerlendirileceğini ifade eder. Başlangıçlar önemli olmakla birlikte, insanın hakiki kıymeti çoğu zaman son istikametinde ortaya çıkar. Bu sebeple geleneğimizde “yaşlı” yerine “ihtiyar” kavramı tercih edilmiştir. Çünkü ihtiyarlık yalnızca bedenin zayıflığı değil, ruhun olgunluğu ve seçkinleşmesidir.

İslam ilim geleneğinde kitapların hatimeleri büyük bir hikmet taşır. Modern akademideki sonuç bölümlerinden farklı olarak klasik eserlerin hatimeleri; hamd, istiğfar, dua, acziyet ve tevazu ile örülüdür. Âlim, eserinin sonunda mutlak bilginin yalnız Allah’a ait olduğunu yeniden ikrar eder.

Gazâlî, İhyâ’nın mukaddimesinde ilmin ruhunu kaybedişinden söz ederken, hatimesinde insanı uzun münakaşalardan kalbin ıslahına ve Allah’a doğru yapılan yolculuğa çağırır. Kurtuluşun yalnız ilmî tartışmalarda değil; ubudiyette, zühtte ve ihlasta olduğunu hatırlatır.

İbn Haldun ise Mukaddime’de devletlerin kuruluşunu, asabiyeyi ve umranı anlattıktan sonra hatimede insanı tarihten ibret almaya, tevazuya ve medeniyetlerin akıbeti üzerine düşünmeye davet eder. Nice özgürlüklerle başlayan medeniyetlerin zamanla zulüm ve kölelik düzenlerine dönüşebildiğini gösterir.

Sahih-i Buhârî’nin ilk hadisinde niyet, son hadisinde ise samimiyet, zikir ve kulluk şuuru öne çıkar. İbnü’l-Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’nin hatimesinde “Bu kitapta yer alanlar işaretlerdir; hakikatin kemali ise Allah katındadır.” diyerek mutlak hakikatin yalnız Allah’a ait olduğunu hatırlatır. Şâtıbî ise el-Muvâfakât’ın hatimesinde, makâsıd ilminin ruhsuz ve şekilci bir yapıya dönüşmesinden duyduğu endişeyi dile getirir.

İslam ilim geleneğinde bütün hatimelerin ortak bir dili vardır:

  • Âlim, kendi eksikliğini ve kusurunu itiraf eder.
  • İlim ile amel birbirinden ayrılmaz.
  • Kötü hatimeden korkulur.
  • Hem okuyucudan dua talep edilir hem de okuyucuya dua edilir.

Temennimiz odur ki; ilim yolculuğumuz “خِتَامُهُ مِسْكٌ” kabilinden bir hatimeye ve o hatimeden doğacak hayırlı başlangıçlara vesile olsun.