Prof. Dr. Halid Uveysi hocamız, “Bir İlim Diyarı Olarak Filistin” başlıklı dersine Doğu İslam dünyası (Mâverâünnehir) ile Beytülmakdis arasındaki köklü tarihî, fikrî ve ilmî bağları ele alarak başladı. Mâverâünnehir coğrafyasından yetişen İmam Tirmizî ve İbn Hibbân gibi hadis otoritelerinin; Hanefî ve Şâfiî fakihlerinin, sufi ve müfessirlerin Mescid-i Aksa ile doğrudan temas kurduklarını belirtti. Endülüslü ilim adamı Kadı Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’nin Kudüs ziyaretinde bu şehri “âlimlerin gemilerini demirlediği ve ümmetin buluştuğu merkez” olarak tanımlamasını hatırlatarak, Mâverâünnehir’den gelen pek çok zâtın Mescid-i Aksa’da murabıt olarak bulunarak ilim ve cihadı birlikte sürdürdüklerini vurguladı.
Hocamız, Gazze’de yaşanan soykırım ve Mescid-i Aksa’nın karşı karşıya kaldığı işgal tehlikesi üzerinden meseleyi değerlendirirken, ortada bir “Filistin sorunu” olmadığını, asıl meselenin bir Siyonist İsrail sorunu ve bütün ümmetin ortak davası olduğunu belirtti. Kâbe işgal altında olduğunda Müslümanlar bunu nasıl ki bölgesel bir mesele olarak görmeyeceklerse, Kur’an-ı Kerîm’de ismiyle zikredilen ikinci kutsal mekân olan Mescid-i Aksa’nın da aynı konumda olduğunu ifade etti. Bu bağlamda muhaddis İbnü’l-Muraccâ’nın tespitlerine atıfta bulunarak Beytülmakdis’in Kur’an’daki müstesna yerine değindi.
Konuşmasının devamında İlahi sünnet ilkelerine dikkat çeken hocamız, değişim ve zaferin ancak ümmetin kendi durumunu düzeltmesi ve fiili çaba göstermesiyle mümkün olacağını vurguladı. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “vehn” (dünya sevgisi ve ölüm korkusu) kavramıyla açıkladığı uyarıcı hadis üzerinden ümmetin mevcut niteliksel zayıflığını analiz etti. Şeyh Yusuf el-Karadâvî’nin “Fıkhu’l-Evleviyyât” (Öncelikler Fıkhı) yaklaşımına atıfta bulunarak, Mescid-i Aksa işgal altındayken ümmetin tali meselelerle vakit kaybetmesini eleştirdi. Haçlı Seferleri döneminde İmam Sülemî’nin kaleme aldığı ilk Kitâbü’l-Cihâd eserinden, Hz. Ebû Bekir’in ilk hutbesinden ve İbn Teymiyye’nin adalet anlayışından örnekler sundu. İzz b. Abdüsselâm’ın ikazlarını aktaran hocamız; Mâverâünnehir menşeili Şam Kadısı Ebû Sa‘d el-Herevî’nin, Haçlı işgaline karşı Bağdat’taki halifeyi uyararak toplumsal uyanışı sağlamak amacıyla Ramazan ayında Cuma günü minberde alenen su içerek gerçekleştirdiği eylemin detaylarını anlattı. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh, Ubâde b. es-Sâmit, Şeddâd b. Evs ve Temîm ed-Dârî gibi sahabelerin bölgedeki ribat faaliyetlerine ve Amvas vebası esnasındaki vefatlarına değinen hocamız; İmam Gazâlî, Ebu Bakr et-Tartûşî, Mecdüddin el-Hanbelî ve İbn Kudâme el-Makdisî’nin ilim halkalarını; İmâdüddin Zengî, Nûreddin Zengî ve Selahaddîn-i Eyyûbî’nin fetih sürecini ve Mâverâünnehir menşeili ilim merkezlerini dile getirdi.
Son dönem gelişmelerinde ise Şeyh Muhammed b. Muhammed el-Halîlî, Abdülkadir el-Muzaffer, Muhammed İkbal ve Hacı Emin el-Hüseynî’nin hizmetlerini aktardı. 1917 İngiliz işgali sonrasındaki süreçte İzzeddin el-Kassam, Said Ramazan, Faik el-Ensârî, Şeyh Hâmid el-Bîtâvî, Şeyh Ahmed Yâsîn ve Nizar Reyyan’ı andı. Filistin halkının duruşunu Hz. Halid b. Velid, Hz. Ömer ve Dr. Abdülaziz er-Rantîsî’nin tavırlarıyla özdeşleştirerek, bu coğrafyanın ümmete öğrettiği en büyük hakikatin “ölüm sanatı” ve şehadet bilinci olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.

