Taha Abdurrahman Okumaları | Ders 7

Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız, dersin başında Kur’an-ı Kerim’in tefkîr ve tefekkür kavramlarını bilinçli bir şekilde ayırdığını belirterek, tefkîrin amelden kopuk, teorik bir düşünme tarzını; tefekkürün ise değerden ayrılmayan ve amel ile birlikte yürüyen bir düşünme biçimini temsil ettiğini ifade etti. Bu ayrım üzerinden, İslam dünyasının tarihsel süreçte tefkîri tefekküre tercih etmesinin düşünce-amel ilişkisinde ciddi problemler doğurduğunu dile getirdi.

Düşüncenin pratik/amelî niteliği basit bir özellik değildir; çift yönlü ve mürekkep bir yapıya sahiptir. Düşüncenin ilk yönü, varlık şeması (kiyân)dır. Bu şema, düşünceyi meydana getiren bütün unsurları, yani mükevvinâtı kapsar. Bu unsurlar olmaksızın düşüncenin varlığından söz edilemez.

Düşüncenin ikinci yönü ise değerler şeması (kıvâm)dır. Değerler şeması, düşünceye yön ve istikamet kazandıran bütün değerleri içerir. Değerlerden kopan bir düşünce, bir vazifeye ve gerekliliğe dönüşemez; zira düşüncenin istikametini tayin eden şey değerlerdir.

Bu noktada düşünce ile amel arasındaki ilişkinin mahiyeti belirginleşir. Bu ilişki ya düşünce ile amel arasındaki ayrım (infisâl) üzerinden ya da düşünce ile amel arasındaki aslî birlik (aslî ittisâl) üzerinden kurulabilir. İnfisâl, düşüncenin ya varlık şemasından ya da değerler şemasından kopmasıyla ortaya çıkar. İslam dünyasının, tefkîri tefekküre tercih etmesiyle düşünce ve amel arasındaki kopuş bütün düşünce mirasımıza sirayet etmiştir. Tam da bu noktada, buna karşılık olarak Taha Abdurrahman’ın savunduğu aslî ittisâl, düşünce ile amel arasında kopmaz bir bağ bulunduğunu kabul eder. Böylece tefkîrin sonucu olarak düşüncenin varlık ve değerler şemasıyla arasında kopan bağların, tefekküre dönüşle yeniden tesis edilmesinin yolu açılır.

Bu çerçevede “mütefekkir, düşüncenin hem varlık hem de değerler şemasını birlikte koruyan, düşünce ile eylem arasındaki ilişkiyi gözeten kişidir. Müfekkir ise bu bağı gözetmeyen, düşünceyi amelden ayıran kişiyi” ifade eder.
Taha Abdurrahman’ın bu yaklaşımın dayandığı zemin ilahi emanet paradigmasıdır. Burada geliştirilen delillendirme biçimi istidlâl-i i’timânî olarak adlandırılır ve iki esasa dayanır. Birinci esas, insanın Allah ile kurduğu misak ilişkisidir. İnsan, anlaşma yapan bir varlıktır. Varlık âleminde ahit, vaat, akit, yemin ve şehadet gibi sözleşme biçimlerini gerçekleştiren tek varlık insandır.

Bu bağlamda insanı yalnızca “düşünen varlık” olarak tanımlamak eksiktir. Zira bu nitelik başka varlıklar tarafından da paylaşılabilir. Oysa insanın misak yapan bir varlık olması, onun aslî vasfıdır. Bu misak, toplum kurulmadan önce, bütün Ademoğlunun Allah ile yaptığı ahitleşme/sözleşmede gerçekleşmiştir. Ayrıca misak, düşünmeden önce gelir; maksat misaktır, düşünce ise bu maksada ulaştıran bir vesiledir.

Taha Abdurrahman’ın bu yaklaşımında, nikâh ve iş akdi gibi toplumsal sözleşmeler reddedilmez; ancak bunlar ilahi misaka nispetle değerlendirilir. İlahi sözleşmeye uygun olan sahih, aykırı olan ise batıldır. Bu çerçevede mütefekkir, düşünce ile amel arasındaki ilişkiyi misak bilinciyle gözeten kişidir.

İkinci esas, insanın âlemle kurduğu emanet ilişkisidir. İnsan başlangıçta âlemle olan ilişkisini bir mülkiyet ilişkisi hâline getirmiştir. Âdem’in şeytanın aldatmasıyla (beka vaadiyle) yasaklanan ağaca yaklaşması, bu mülkiyetçi bakışın ilk tezahürüdür. Zamanla bu yaklaşım güçlenmiş, insan her şeyi temellük etme arzusuna yönelmiş, bilgi dahi bir güç aracına indirgenmiştir.

Bu süreç, insanın yeryüzündeki halifelik sorumluluğunu unutarak kâinatı tahakküm altına alma çabasına dönüşmüştür. Buna karşılık emanet ilişkisi, insana hem Allah ile olan misakını hem de kâinata karşı sorumluluğunu hatırlatır. Eşya, insanın mutlak mülkü değil, zamanı geldiğinde sahibine teslim edilecek bir emanettir. Ayrıca i’timân düşüncesi, mülkiyeti bütünüyle reddetmez, ancak mutlak mülkiyet iddiasına karşı durur. İnsana, tasarruf ettiği her şeyden sorumlu olduğu bilincini kazandırır ve âlemi beka arzusuyla itlaf edilen bir mülkten çıkararak korunması gereken bir emanet olarak yücelterek yeniden konumlandırır.

X’de paylaşılmıştır.