Kur’an-ı Kerim’de Zihinsel Erdemler | Ders 7

Bu haftaki dersimizde Hadi Adanalı Hocamız, Kur’an-ı Kerim’de akıl, akletme ve zihinsel yetilerle ilişkili ayetlerin konu ve bağlamlarını epistemik erdemlerde ilişkilendirerek ayrıntılı bir biçimde ele aldı. Kur’an-ı Kerim’de fiil olarak aklın 49 yerde geçtiğini belirterek, bu ayetlerin bir kısmının Ehli Kitap ile ilgili pasajlarda yer aldığına işaret etti. Hocamız, bu çerçevede çeşitli ayet gruplarını inceleyerek aklın Kur’an-ı Kerim’deki işlevini, hangi epistemik erdemlerle ve hangi zihinsel süreçlerle ilişkilendirilebileceği üzerinde durdu.

Hocamız, Bakara 76. ayette tutarlılık, dürüstlük ve bütünlük gibi erdemlerle ilişkilendirilen aklın, Bakara 164. ayette ise soyut zihinsel bir etkinlikten ziyade dış dünyayı gözlemlemek, duyularla elde edilen verileri değerlendirmek ve tecrübeyi bilişsel süreçlere dâhil etmek üzerinden şekillenen bir akıl tasavvuruna işaret ettiğini belirtti. Dolayısıyla aklı kullanmaya teşvik eden Kur’anî çağrının, insanoğlunu dış dünyayı incelemeye ve onu tefekkür ederek anlamaya yönelttiğini vurguladı.

Hocamız, Bakara 170. ayetin otoriteye körü körüne bağlılık ve toplumsal teamülleri sorgulamaksızın hakikat konumuna yerleştirmenin zihinsel bir nakısa olduğuna işaret etti. Bu bağlamda Kur’ân’da hem bireysel hem de toplumsal düzeyde oluşan inanç ve kanaatlerin sorgulamadan kabulünü eleştirdiğini ve buna karşılık zihinsel açıklık, esneklik ve düşünsel bağımsızlık gibi epistemik erdemleri teşvik ettiğini vurguladı. Bu değerlendirmeler ışığında Kur’an-ı Kerim’de akletmenin, salt soyut bilişsel bir kapasite olarak değil, insanın duygusal, duygusal ve pratik yönelimleriyle birlikte işleyen bütüncül bir yeti olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Bakara 171. ayet ise, teşbihin güçlü temsil ve anlam aktarım kapasitesinden yararlanarak hakikate kulak vermeyen kimsenin durumunu gündelik hayatta aşina olunan bir olguya, çobanın sürüsüne seslenişine, müracaatla kavramsallaştırmakta ve böylelikle bilişsel kapalılığı eleştirel bir bağlamda görünür kılmaktadır. Hocamız bu örnek üzerinden analojinin çoğu zaman bilinenden bilinmeyene doğru işleyen bir kavramsal geçiş sunduğunu ve bu yönüyle Kur’an-ı Kerim’in pedagojik yöntemlerinden biri olduğunu vurguladı.
Hocamız, Bakara 242. ayette geçen “ayet” kelimesi üzerinden dış dünyadaki deliller ile akıl arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu ele aldı. “Ayetler”in, aklın üzerine çalışması gereken bir veri, bir gösterge ve epistemik bir imkân alanı sunduğunu, bu nedenle “ayet” kelimesinin Kur’an’da hem semantik hem de epistemolojik açıdan önemli bir kavram olarak kullanıldığını belirtti. Hocamız dersin devamında Âl-i İmran 65 ve 118, Maide 58 ve 103, En‘âm 32 ve 151 gibi ayetleri de değerlendirerek Kur’an-ı Kerim’de aklın davranıştan, pratik yönelimlerden ve duygusal-ahlaki boyuttan yalıtılmış, salt teorik bir yeti olarak değil, alışkanlıklarımız, duyularımız, duygularımız, inançlarımız ve eylemlerimizle birlikte işleyen bütüncül bir yeti olarak takdim edildiğini vurguladı. Bu çerçevede Kur’an-ı Kerim’e göre akletmek, yalnızca zihinsel bir etkinlik değil, bu etkinliğin niyetlere, eylemlere ve alışkanlıklara sirayet ederek onları dönüştürmesi ve güçlendirmesi anlamına gelmektedir.

Hocamız, böylece aklın Kur’an-ı Kerim’deki yerinin epistemik erdemlerle örülü yapısını öne çıkararak dersi tamamladı.