Bir Filozof Bir Eser | Ders 3

İslam Felsefesinde Bir Filozof Bir Eser dersi kapsamında bu hafta hocamız Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, ilk İslam filozofu kabul edilen Kindî’nin genel düşünce sistemine ana hatlarıyla değindikten sonra hacim olarak küçük fakat etki ve örneklik açısından önemli olan Risâle fî Hudûdi’l-Eşyâ ve Rusûmihâ adlı risalesini tahlil etti. Bu kısa risalenin neden İslam düşünce tarihinde kurucu bir öneme sahip oluşunu açıkladı.
Hocamız Kindî’nin metafizik düşüncesini üç ana kavram etrafında özetledi: hak, vahdet ve hareket. Bu kavramların her biri aklı zorunlu olarak nihai ilkeye götürür.

Hak kavramı, var olan her şeyin gerçekliğinin kendisinden değil, daha temel bir ilkeden geldiğini gösterir. Bu ilke, gerçekliğini başkasından almayan ilk gerçek olmak zorundadır. Böylece akıl, tek tek varlıklardan mutlak gerçekliğe yükselir.

Birliğini hiçbir şeyden almayan mutlak bir “bir” bulunmalıdır. Bu Tanrı’dır.
Hareket kavramı ise değişimin sonluluğa işaret ettiğini ortaya koyar. Değişen her şey hâdistir ve hâdis olan bir fâile muhtaçtır. Bu fâil değişmeyen, ezelî ve bir olmak zorundadır.

Kindî’ye göre bir düşünce geleneğinin başlayabilmesi için önce şu soru sorulmalıdır: İnsan hakikati aramaya ve sormaya donanımlı mıdır?
Kindî bu soruya açıkça “evet” der. Onun İlk Felsefe Üzerine adlı eseri yalnızca metafizik bir inceleme değil, aklın değerini ortaya koyar. Böylece İslam düşüncesinde akıl ile hakikat arasında kurucu bir bağ kurulur. Kindî’ye göre metafizik, varlık türlerini değil var olmanın kendisini bilmektir. Tanrı’yı bilmek bütün hakikatlerin kaynağını bilmektir. Sebebin bilgisi üstün olduğu için metafizik en şerefli ilimdir.

Daha sonra hocamız etimoloji iştikak ve sözlük ve terim bilimin önemine örneklerle değindi. İslam düşüncesinde kavramların sınırlarını belirleme geleneği sadece filozoflara ait değildir. Tasavvuf, kelam ve fıkıh da buna dahildir.

Tehânevî, İsfahânî, Cürcânî, Kaşanı ve Kuşeyri gibi âlimlerin eserleri kavramların anlam alanlarını belirleyen klasik referans metinlerdir.
Hocamız had ve resmin farkını yakın cins—yakın ayırım; yakın cins—uzak ayırım açısından örneklendirdi.

Aristoteles’e göre tanımı “bir şeyin ne olduğunu açıklayan söz” iken, İslam mantıkçılarına göre tanımı “kavramın anlamını açıklayan söz”dür. Mantıkta tasavvurların amacı tanıma ulaşmaktır. İslam düşünürleri iki tür tanım kullanır: Had özsel tanımdır, Resm ise betimleyici tanımdır. Had mahiyeti, resm nitelikleri açıklar. Bu yüzden kavram risaleleri Hudûd ve Rusûm adını alır. Kindî’nin eseri bu geleneğin en erken ve en önemli örneklerinden biridir.

Hudûd risaleleri; filozofun düşünce sistemini açığa çıkarır dönemin terminolojisini gösterir ve düşünürün dünya görüşünü yansıtır. Bir filozofun kullandığı kavramlar onun zihinsel haritasıdır.

Hocamız ayrıca, Kiki Kennedy-Day’in Books of Definition in Islamic Philosophy adlı eserinde Kindî, Fârâbî ve İbn Sînâ’nın Hudûd Risalelerini analitik bir yaklaşımla tahlil ettiğini belirterek, bu eserin detaylıca incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Ayrıca Alfred Ivry, Ebû Ride ve Mahmut Kaya, Enver Uysal ve Cevher Şulul hocaların Kindî çalışmalarına önemli katkılarını açıkladı.

Ayrıca; Gürbüz Deniz editörlüğünde Diyanet İlmî Dergi’de yayımlanan ‘Kindî Özel Sayısı’nda, İslâm felsefesi ve ilahiyat alanındaki kıymetli hocaların güncel katkılarının da mutlaka okunması gerektiğini ifade etmiştir.

Hocamız ardından Aristoteles’in Metafizik’inin Delta kitabının içeriğini ve Hudûd risalelerine etkisini ele almıştır.
Kindî’nin bu eseriyle hedeflediği temel amaç; kavramları öğretmek, felsefî bir dil inşa etmek ve düşünceyi sistemleştirmektir. Yunan felsefesi Arapçaya tercüme edilirken hazır bir teknik terminoloji bulunmamaktaydı. Bu nedenle filozoflar yeni kavramlar üretmek durumunda kalmışlardır. Bu süreçte şu üç yönteme başvurmuşlardır: Kelimeyi olduğu gibi aktarmak, yabancı kelimeyi dile uyarlamak ve gündelik terimleri teknik anlamlar yükleyerek kavramsallaştırmak.

Hocamız, risalenin Arapça metni üzerinden temel kavramları şu örneklerle açıklamıştır: Cirm (cisim), tînet (madde), tevehhüm (tahayyül), tamâmiyye (gaye), galebiyye (gadabiyye) ve gunye (meleke).
Bu bağlamda Kindî, varlık için “eys”, yokluk içinse “leys” gibi özgün terimler türetmiştir.

Kindî, Hudûd Risalesi’nde içeriği tematik bir tasnife tabi tutmuştur. Bu tasnif; Metafizik (ilk neden, akıl, nefs, heyûlâ, sûret, unsur), Mantık (kemiyet, keyfiyet, izafet), Psikoloji (vehim, hayal, re’y, irade), Kozmoloji (felek, zaman, mekân), Fizik (sıcaklık, soğukluk, kuruluk, nemlilik), Ahlak (hikmet, iffet, yiğitlik, itidal), Toplum (insanlık, meleklik, hayvanlık) ve tıp, astroloji, yazı ile ritim gibi diğer alanları kapsamaktadır.
Hocamız dersini şu son cümleyle bitirmiştir: Yeni cevaplardan çok, daha çok sorularımız varsa felsefenin izindeyiz demektir. Felsefenin işlevi de cevap ve çözüm vermekten çok çözümleyici olmaktır.