Taha Abdurrahman Okumaları | Ders 2

Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız bugünkü dersinde geçtiğimiz haftaki konunun devamı olarak, Taha Abdurrahman’ın Sûalü’l-Amel isimli eserinden “İlim/Bilim ve Fikir/Düşünce Arasındaki İlişkiye Bakışı Nasıl Yenileriz” başlıklı bölümü ele aldı. Hocamız, önceki dersin bir özeti niteliğinde yaptığı değerlendirmede, bilim ve bilginin yalnızca tek bir tasavvurdan ibaret olmadığını ve üç farklı tasavvur biçimi bulunduğunu dile getirdi. Benzer şekilde, fikir ve düşüncenin de üç türü olduğunu belirterek, ilim ile fikir arasındaki ilişkinin bu farklı düzeyler üzerinden anlaşılması gerektiğini ifade etti.

Hocamızın aktardığı üzere, Taha Abdurrahman’a göre ilmin her tasavvuru, eşyanın hakikatini araştırmayı hedeflemektedir. Çünkü hakikate ulaşmak, bilgiye misdâkiyeti yani doğruluk kazandırır. Fikir ise, her türüyle eşyanın faydasını araştırır ve bu faydanın ortaya konulması, fikre meşruiyet kazandırır.Buna göre ilimle düşünce arasındaki ilişki şu şekildedir:

  1. Bilgi, meşruiyet kazanmak için fikre muhtaçtır ancakfaydalı hale gelmedikçe meşruiyet kazanamaz.
  2. Fikir, doğruluğu elde etmek için ilme muhtaçtır amaiçinde bilgi barındırmadıkça hakikat barındırmaz.

Bilgi gibi düşüncenin de çeşitli türleri bulunduğuna göre, bilginin doğruluğu (misdâkiyeti) ve düşüncenin meşruiyeti üç aşamada gerçekleşir:

  1. Dar İlim ve Yüzeysel Düşünce (Tefkîr)
    Dar tasavvurda ilim, yalnızca tabiattaki eşyayı araştırır ve her şeyi ona indirger. Bu anlayışta tabiat, sadece zahiri yönüyle ele alınır. Bu da “tefkîr”, yani dar düşünce düzeyine karşılık gelir. Dar anlamda ilim yüzeysel düşünceyle aynı düzeydedir ve her ikisinin konusu da tabii eşyanın zahiri yönüdür. Ancak ilim hakikatleri, fikir ise faydaları araştırır. Bu düzeyde ilim, meşruiyetini yüzeysel düşünceden, yüzeysel düşünce de doğruluğunu dar anlamda ilimden alır.
  2. Geniş İlim ve Geniş Düşünce (İftikâr)
    Geniş tasavvurda ilim, yalnızca tabiattaki eşyayı değil, insan ve toplum bilimlerini de inceler. Bu anlayışta eşyanın sadece zahiri değil, aynı zamanda maksada dayalı nedenleri de araştırılır. “İftikâr” olarak adlandırılan geniş düşünce, insanın faydaları ve eşyanın gayelerini konu edinir. Bu düşünce en geniş anlamda ilmin bazı hakikatlerinden uzaktır. Ancak geniş anlamda ilim, geniş düşünceyle birliktedir, çünkü her ikisi de ahlaki meselelerle ilgilenir. Bu durumda geniş ilim meşruiyetini geniş düşünceden, geniş düşünce ise doğruluğunu geniş anlamda ilimden alır.
  3. En Geniş İlim ve Derin Düşünce (Tefekkür)
    En geniş anlamda ilim, tabii ilimleri, insan ve toplum bilimlerini, dini ve metafizik ilimleri birlikte ele alır. Bu tasavvurda, sadece zahiri olgular değil, vicdani ve manevi haller de tedlîl-i selbî (olumsuzlama yoluyla delillendirme) yöntemiyle araştırılır. “Tefekkür” olarak adlandırılan derin düşünce, insanın manevi faydaları ve eşyanın varoluş sebepleriyle ilgilenir. Bu düzeyde ilim ile tefekkür aynı mertebede yer alır; ilim ruhi meselelerin hakikatini, fikir ise onların maslahatlarını araştırır. Dolayısıyla en geniş anlamda ilim meşruiyetini tefekkürden, tefekkür de doğruluğunu en geniş anlamda ilimden alır.

İlim ve Fikrin Mertebeleri

İlmin tasavvurları arasında bir hiyerarşi vardır. En geniş ilim tasavvuru en yüce mertebeyi temsil eder; geniş ilim orta mertebede, dar ilim ise en alt mertebededir. Aynı şekilde düşüncenin de kendi içinde bir sıralaması vardır: tefekkür en yüksek, iftikâr orta, tefkîr ise en aşağı düzeydedir. Üst mertebedeki ilim ve fikir, alt mertebeleri de içine alır.
Buna göre, en geniş ilmin doğruluğu (misdâkiyeti), en derin düşüncenin meşruiyetiyle birleştiğinde, geniş ilim ve geniş düşüncenin ilişkisinden daha yüce bir düzey ortaya çıkar. Aynı şekilde geniş ilim ile geniş düşünce arasındaki ilişki de, dar ilim ve yüzeysel düşünce arasındaki ilişkiden daha yüksek bir mertebeye sahiptir.

İlim ile Fikir Arasındaki İlişkiye İlim Tarafından Bakıldığında;

  1. Fikir olmadan ilim olmaz. Çünkü fikir, ilmin meşruiyetini sağlar.
  2. İlim olmadan fikir olmaz. Çünkü fikir doğruluğunu ilimden elde eder.
  3. Dar anlamda ilim, yalnızca yüzeysel (tefkirî) düşünür; geniş (iftikarî) ya da derin (tefekkürî) düşünemez. Meşruiyeti, faydası kadardır.
  4. Geniş ilim, hem yüzeysel hem geniş düşünür; fakat derin düşünceye ulaşamaz. Meşruiyeti dar ilimden daha büyüktür.
  5. En geniş ilim ise hem yüzeysel, hem geniş, hem de derin düşünür; meşruiyeti en üst düzeydedir. İlmin gayesi en yüksek meşruiyete ulaşmaktır. Bu da düşüncenin tefekkür seviyesine yükselmesiyle mümkündür.

Heidegger’e Göre Bilim/İlim ve Düşünce/Fikir

Heidegger’in “İlim düşünmez, düşünce bilgi üretmez, dolayısıyla bilimde düşünce olmaz” sözünü Taha Abdurrahman iki farklı biçimde yorumlar. İlk yorum, bilimin hiçbir şekilde düşünce içermediği yönündedir. Ancak bu yaklaşım doğru değildir. Zira her bilim, faydayı gözetir ve meşruiyetini bu faydadan alır. Bu nedenle bilim, özünde her zaman düşünceyle bağlantılıdır ve ondan tamamen ayrı düşünülemez.
İkinci yorum ise, bilimin düşüncenin yüce düzeylerinden yani iftikâr (manevî idrak) ve tefekkür (derin düşünme) alanlarından pay almadığı yönündedir. Bu yorum kısmen doğrudur; zira bilimin de kendi içinde farklı mertebeleri vardır ve alt mertebeler, üst düzeylerdeki düşünce boyutlarından yoksun olabilir. Bu anlamda ilim, yalnızca kendisinin üstünde yer alan fikir düzeylerinden ayrılabilir.

İlim ile Fikir Arasındaki İlişkiye Düşünce Tarafından Bakıldığında;

  1. İlimsiz fikir olmaz, bilimsiz düşünce olmaz. Düşünce olmadan ilim eksik, ilim olmadan düşünce temelsizdir.
  2. Yüzeysel düşünce, eşyayı sadece zahiri yönüyle bilir; batınî hakikatleri ve ilahi emirleri kavrayamaz.
  3. Geniş düşünce, zahiri bilgilere ek olarak batıni yönü de bilir; ancak eşyanın ardındaki ilahi emirleri yine idrak edemez.
  4. Tefekkür ise hem zahiri hem batıni hakikatleri hem de eşyanın ardındaki ilahi emirleri kavrar.
  5. En yüce bilgi/ilim tefekkür ile birleşmiş bilgidir/ilimdir.
    Taha Abdurrahman’a göre düşüncenin vazifesi, en yüksek doğruluğu (misdâkiyeti) aramaktır.

Görmez hocamız son olarak şu hususlara değinerek dersi tamamladı:

  • İlim tek bir tasavvurdan ibaret değildir; dar, geniş ve en geniş olmak üzere üç düzeyde ele alınır.
  • Düşüncenin de üç mertebesi vardır: tefkîr (maddi faydalar), iftikâr (ahlâkî ve ruhî faydalar) ve tefekkür (hakîkate yönelme).
  • Dar ilim tefkîri, geniş ilim iftikârı, en geniş ilim ise tefekkürü kapsar.
  • İlim, meşruiyetini fikirden alırken fikir, doğruluğunu ilimden alır.
  • Düşünce olmadan ilim, ilim olmadan da düşünce olamaz.
  • En yüce bilgi tefekkürle birleşmiş ilimdir.
    İlim açısından vacip olan, bilgiyi en yüce düşünceyle, yani tefekkürle birlikte elde etmektir. Böylece en fazla faydaya ulaşılır. Düşünce açısından vacip olan ise, düşünceyi en geniş ilim tasavvuruyla birleştirmektir ki en yüksek hakikatlere ulaşılabilsin.

Hocamızın da vurguladığı üzere, ilim ve düşünce birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan iki boyuttur. En yüksek doğruluğa ve en kapsamlı faydaya ancak ilmin tefekkürle, düşüncenin ise en geniş ilim tasavvuruyla birleştiği noktada ulaşılabilir.

Hocamız bu dersi, Taha Abdurrahman’ın “ilim-fikir/bilim-düşünce” ilişkisine dair bu yaklaşımında bilginin yalnızca zihinsel bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiği vurgusu üzerinden görüşlerini özetleyerek sona erdirdi.