Çağdaş Teoloji Teorileri Atölyesi | Ders 11

İDE’de bu hafta Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, “Çağdaş Teoloji Teorileri” başlıklı dersinde, Vatikan tarafından aforoz edilen ünlü Cizvit teolog Roger Haight vakası üzerinden dinler arası çoğulculuk, kurtuluş teolojisi ve dinsel kimlik inşasını masaya yatırdı. Düzgün, teolojinin sadece teorik bir zemin olmadığını, siyasal ve sosyal olaylarla iç içe geçmiş dinamik bir süreç olduğunu vurguladı.

Roger Haight Vakası: “Tanrı’nın Sembolü İsa” ve Aforoz Süreci

Derste, 1999 yılında “Yılın Kitabı” ödülünü alan ancak sonrasında Vatikan’ın Doktrin Bakanlığı (eski adıyla Engizisyon) tarafından soruşturmaya uğrayan Roger Haight’ın “Jesus Symbol of God” adlı eseri odağa alındı. Düzgün, Haight’ın İsa Mesih’i “Tanrı’ya giden tek yol” olarak değil, bir “sembol” olarak görmesinin Katolik doktrini için taşıdığı “heretik” (sapkın) riske dikkat çekti.
Haight ile Georgetown Üniversitesi’nde bulunduğu dönemdeki kişisel tanışıklığına ve yaptığı röportaja değinen Düzgün, bu vakayı modern bir “Engizisyon” örneği olarak tanımladı. Vatikan’ın “Mandatum” (icazet) mekanizmasının akademik özgürlük üzerindeki kısıtlayıcı rolünü eleştiren Düzgün, Haight’ın “çoğulcu” yaklaşımının mantıksal sonucunun İslam peygamberi Hz. Muhammed’in peygamberliğini de içerebilecek bir kapı açtığını ifade etti.

Cizvit Örgütlenmesi ve Vatikan’ın Siyasi Arka Planı

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, dersin bir bölümünde Cizvitlerin (Society of Jesus) dünyadaki etkili eğitim ve istihbarat ağını analiz etti. Cizvitlerin İslam dünyasına yönelik derinlemesine akademik çalışmalarını örneklerle anlatan Düzgün, bu yapı ile FETÖ arasındaki organizasyonel benzerliklere ve 15 Temmuz sonrası Vatikan ekseninde yaşanan diplomatik/teolojik gerilimlere değindi. Roma’daki bir etkinlikte Türkiye aleyhine yürütülen dezenformasyona karşı gösterdiği akademik duruşun, uluslararası platformlarda nasıl bir “listeden çıkarılma” bedeli ödediğini de ilk kez paylaştı.

“Aşağıdan Teoloji” ve Kurtuluşun Sembolü Olarak Tanrı

Teolojinin metodolojik yönünü de tartışan Düzgün, “Christology from below” (Aşağıdan Kristoloji) ve “Theology of the Cross” (Haç Teolojisi) kavramlarını açıkladı. Latin Amerika kökenli Kurtuluş Teolojisi (Liberation Theology) ile Mısırlı düşünür Hasan Hanefi arasındaki paralelliklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Eğer halk açsa Allah onlar için ekmektir. Köle ise Allah onlar için özgürlüktür. Teoloji bir doktrin değil, bir olaydır (event).”

Kur’an’ın Amacı: Trajedi Değil, Saadet

Dersin sonunda kavramsal bir tahlil yapan Düzgün, Yunan geleneğindeki “trajedi” (bedbahtlık/şekâvet) kavramı ile Kur’an’ın “saadet” (mutluluk) vaadi arasındaki farkı ortaya koydu. Kur’an’ın insanı aşağı çekmek (trajedi yaşatmak) için değil, yukarı çıkarmak (görkem/glory) için indirildiğini vurgulayan Düzgün, din felsefesi açısından “Mümin” ve “Müslüman” kimlikleri arasındaki ayrımın, günümüzdeki dinler arası diyalog tartışmalarında anahtar bir rol oynayabileceğini belirtti.
Prof. Dr. Düzgün, bir Hristiyanın Hz. Muhammed’i ve Kur’an’ı hak olarak kabul etse dahi kendi dinsel kimliğini koruyabileceği yönündeki sosyolojik ve teolojik saptamalarıyla, dinler arası ilişkilerde “teslimiyet” ve “iman” kavramlarının yeniden düşünülmesi gerektiğini hatırlattı.

X’de paylaşılmıştır.