Meselelere Felsefe ile Bakmak | Ders 1

İDE’de bu hafta Prof. Dr. Celal Türer’in “Meselelere Felsefe İle Bakmak” dersi kapsamında, felsefenin insan varoluşundaki merkezî konumu ve meselelerin kavramsal analizi geniş bir perspektifle ele alındı. Türer, dersin başında beşerî düşüncenin gerçeklikle hiçbir zaman doğrudan temas kuramadığını, hakikatin bizlere daima din, bilim, sanat veya felsefe gibi bir dolayım (mediation) vasıtasıyla ulaştığını vurguladı. Bu sürecin bir “tabir etme” faaliyeti olduğunu belirten hocamız, varoluşun yüksek debili bir nehir gibi aktığını ve bu akış içerisinde anlamın ancak zihinsel bir duruş ve kavrayışla mümkün olabileceğini ifade etti. Felsefenin sadece bir bilgi edinme aracı değil, bilincin bir oluş haline evrilmesiyle ortaya çıkan külli bir idrak süreci olduğu dersin temel felsefî zeminini oluşturdu.

Ders, felsefenin doğasına uygun olarak son derece interaktif bir atmosferde, hocanın yönelttiği kışkırtıcı sorular ve öğrencilerin bu sorulara verdiği analitik cevaplarla dinamik bir yapıda sürdürüldü. Hocamız, öğrencileri aktif bir müzakere sürecine dâhil ederek zihnin nesneyi kavrama aşamasında gerçekleştirdiği düzenleme faaliyetini derinlemesine inceledi. Anlamın nesnelerin kendisinde hazır bulunmadığını, aksine öznenin kendi kavramsal derinliği yoluyla dünyayı inşa ettiğini belirten hocamız, bu süreçte ortaya çıkan çelişki ve zıtlıkların ancak yüksek bir bilinç düzeyiyle aşılabileceğini vurguladı. Katılımcıların sürece dâhil olmasıyla zenginleşen bu bölümde, felsefenin meselelere bakarken kullandığı analiz ve çözümleme yöntemleri somut örneklerle tartışıldı.

Dersin en kapsamlı bölümlerinden birini, “olan” ile “olması gereken” arasındaki ontolojik gerilim oluşturdu. İnsanın sadece madde ve eşya dünyasına hapsolmuş bir varlık olmadığını, aksine doğayı ve verili olanı aşma (transcendence) meyliyle her daim bir ideal arayışında olduğunu ifade eden Türer, bu durumu Hanno Sauer’in ahlakın evrimsel yolculuğuna dair yaklaşımlarıyla örneklendirdi. İnsanlığın işbirliğinden hiyerarşiye, suç ve cezadan modern bireyciliğe uzanan serüveninde, olandan olması gerekeni çıkarma çabasının temel bir insani meleke olduğu vurgulandı. Bu bağlamda rasyonalizm ve empirizm geleneklerinin bilgiye bakışı; akıl, deneyim ve apriori kavramları üzerinden mukayese edilerek, ahlak ve hayat arasındaki zorunlu olmayan ama imkân dâhilinde olan ilişkiler analiz edildi.

Dersin son aşamasında, geleneksel olanla modern olanın karşılaşmasından doğan zihinsel ve ruhsal sancılar ile estetik algının bu süreçteki rolü ele alındı. Selçuklu, Osmanlı ve modern dönem mimari örnekleri üzerinden insanın mekanla kurduğu “öz” ilişkisi ve bu ilişkinin olması gereken idealine nasıl yansıdığı tartışıldı. Ayrıca güncel bir mesele olarak teknoloji ve yapay zeka tartışmalarına değinen hocamız, tekno-logosun yeni bir akletme biçimi olarak gerçeklik algımızı ve insanın karar verme süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü sorguladı. Türer, felsefenin öğrenilen bir disiplin değil, bizzat yapılan bir eylem olduğunu ve ancak özneye katıldığında bir hakikat kazanacağını belirterek; katılımcıların canlı katkılarıyla zenginleşen bu derinlikli dersi külli bir idrak vurgusuyla nihayete erdirdi.