Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız bu haftaki dersinde, vaz‘î ilimler ile şer‘î ilimler arasındaki ilişkinin mahiyetini yeniden hatırlatarak söze başladı. Vaz‘î ilimlerin pozitif ilimler olduğunu; yani tecrübe, gözlem ve fenomenler üzerinden hareket eden ilimler olduğunu ifade etti. Bu ilimlerin kendi alanlarında vazgeçilmez olduğunu, ancak mutlaklık iddiasına dönüştüklerinde çelişkiye düştüklerini vurguladı. Şer‘î ilimlerin ise değerle irtibatlı olduğunu, gayeyi merkeze aldığını ve ilmi mutlak ilahi kemal ile ilişkilendirdiğini belirtti. Bu çerçevede, bir İslam üniversitesinde bütün talebeler için zorunlu olması gereken ortak derslerin neler olması gerektiği meselesini ele aldı.
Birinci zorunlu ders, Allah’ı tanıma bilgisidir (علم المعرفة باالله). Talebenin Allah’ın zatını, sıfatlarını ve ef‘alini tanıma bilgisi sürekli artmalıdır. Bu ruhi bilgi alanı hem imanın inşası hem de davranışların istikameti için esastır. İlahi sıfatlar mutlak kemalattan ibarettir. Allah’ın kemalatının sınırı yoktur. Talebe tevhid bilgisini elde ettiğinde mutlakın ne manaya geldiğini öğrenir; mutlakiyeti yaratıcıdan başkasına nispet edemeyeceğini kavrar. Böylece vaz‘î ilmin sınırlılığını bilir ve pozitif bilimlere mutlak vasfı vermenin batıl olduğunu öğrenmiş olur.
Allah’ın kemal sıfatları değerlerin asıllarının kaynağıdır. Adaleti Allah’ın zatı için mücerred şekilde tasavvur edemeyiz; onu ancak bir varlığın sıfatı olarak kavrayabiliriz. Fıtrat kemale meyleder; çünkü kemal insanın fıtratına nakşedilmiştir. Bu kemalin mutlak manada delalet ettiği tek varlık zat-ı ilahidir. Adaletin kemali bizi Allah’ın kemaline götürür. Esma-i Hüsna’nın (األسماء الحسنى) taşıdığı değerler talebenin zihninde ve kalbinde yer ettiğinde, insan bu değerlere uygun davranmaya daha çok meyleder.
Zorunlu olarak okutulması gereken ikinci bilgi alanı hikmet alanıdır (علم الحكمة). Bunun bir kısmı şer‘î ahkâma ait hikmetlerdir; yani makâsıd ilmidir (علم الحكمة الخاص بالشريعة). Ancak makâsıd ilmi değer kavramı yerleştirilmeden ele alınamaz. Şari‘inin kesin maksadını bilemeyiz; fakat dayandığı değerleri biliriz. Bu sebeple makâsıd ilmi değerle birlikte okutulmalıdır. Diğer kısmı ise kâinattaki mahlukatın varoluş hikmetleridir (علم الحكمة الخاص باألفعال الكونية). Talebe eşyaya yalnızca fenomen olarak bakmamalı; fenomenler seviyesinden ayetler seviyesine geçebilmelidir. Varlığı ayetler ve değerler üzerinden okuyabilmelidir. Zira ayetler, değerlerle donatılmış fenomenlerdir.
Üçüncü zorunlu ders sorumluluk ahlakıdır (أخالقيات المسؤولي). Emanet ve halifelik İslam ahlakının özüdür. Modern dönemde küresel sorumluluk kavramı konuşulsa da sorumluluk bilinci zayıflamıştır. Bu nedenle talebelerde sorumluluk bilinci yeniden ihya edilmelidir. Nitekim Resûlullah’ın bir hadisi şerifinde dünya bir gemiye benzetilir: “Allah’ın çizdiği sınırları gözetenlerle o sınırları ihlâl edenler, bir gemiye binmek üzere kur’a çeken topluluğa benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı alt katına yerleşmişlerdi. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı. Alt katta oturanlar: ‘Hissemize düşen yerden bir delik açsak da üst kattakilere eziyet etmesek’ dediler. Eğer üstte oturanlar onları bu isteklerinde serbest bırakırlarsa hepsi birlikte batar; engel olurlarsa hem kendileri kurtulur hem de onları kurtarırlar.” Bu temsil, sorumluluk ahlakının ne anlama geldiğini açıkça gösterir.
Dördüncü zorunlu ders ilmü’l-cedel ile âdâbü’l-münazara ve mantıktır (علم الجدل وآداب المناظرة). Müslümanlar bu alanda muhkem kaideler vazetmiş, bu ilimleri farklı ilmî alanlarda yüksek bir yeterlilikle icra etmişlerdir. Ebu Mansur el-Bağdadi’nin İyârü’n-Nazar fi İlmi’l-Cedel adlı eseri bu birikimin önemli örneklerinden biridir. Hem kendi kültürel mirasına güvenmesi hem de İslam alimlerinin ortaya koyduğu çabayı takdir edebilmesi için uygun ortamlarda adabına uygun tartışma yapabilmesi ve talebenin bu mantıki yeterliliğe sahip olması gerekir.
Beşinci zorunlu ders ise modern mantıktır (المنطق الحديث علم). Mantık bir alettir ve hiç kimse bundan müstağni değildir. Tasavvur kurmak, istidlal yapmak ve nazariyat inşa etmek mantık olmadan mümkün değildir. Mantık aklın ilmi bilgiye ulaşmasının vesilesidir. Bu sebeple bütün talebelerin istifade etmesi gereken müşterek bir ilimdir.

