İslam’ın Entelektüel Tarihi Atölyesi | Ders 4

Muhammed Âbid el-Câbirî’de İslam Bilgisi ve Epistemolojisi

İslam’ın Entelektüel Tarihi Atölyesi’nin dördüncü oturumunda hocamız Prof. Dr. Oğuzhan Tan, modern dönemin etkili Arap düşünürlerinden Muhammed Âbid el-Câbirî’nin bilgi anlayışını ve İslam entelektüel geleneğine ilişkin epistemolojik tasnifini ele almıştır. Câbirî, klasik ulema sınıfına mensup olmayan; Arap dünyasının modernleşme, Aydınlanma ve bir “Arap Rönesansı (Nahda)” arayışı içerisinde yetişmiş seküler ve modernist bir entelektüeldir. Oturum boyunca özellikle “Bünyetü’l-Aklü’l-Arabî” ve “Tekvînü’l-Aklı’l-Arabî” eserleri üzerinden onun bilgi kuramı analiz edilmiştir.

  1. Câbirî’de Üç Epistemolojik Paradigma: Beyân – Burhân – İrfân
    Câbirî’ye göre İslam düşüncesi üç temel epistemik hat üzerinden gelişmiştir. Bu hatlar hem birbirinden farklı bilgi üretim modellerini temsil eder hem de Arap aklının tarihsel oluşumundaki iç gerilimleri anlamamıza imkân tanır.

    1.1. Beyânî Akıl
    Câbirî’nin tasnifinde beyan, İslam düşüncesinin ilk ve en belirleyici epistemolojik zeminidir. Beyan; dile (özellikle Kureyş Arapçasına), nassa (Kur’an’a) ve Arap örf ve kültürüne dayanır. Bu aklın yöntemleri arasında icma, kıyas, dilsel istidlal, istişhad (şairlerden delil getirme) ve rivayet gibi unsurlar bulunur.
    Câbirî’ye göre kıyas, dil temelli bir çıkarım olduğu için beyânî aklın doğal bir ürünüdür. Dil mantığı ve gramer ise beyanın temel referanslarıdır. Câbirî, beyânî aklı lügevî akıl, nassî akıl ve şer‘î akıl olarak sınıflandırır. Câbirî’ye göre tefsir, hadis, fıkıh usulü ve kelam gibi geleneksel İslami ilimler büyük ölçüde beyânî aklın ürünüdür.

    1.2. Burhânî Akıl
    İkinci epistemik hat olan burhan, bilginin dilsel veya kültürel unsurlardan etkilenmeden, mantıksal geçerlilik ve aklî zorunluluk temelinde üretilmesini ifade eder. Bu yönüyle burhan, felsefi bir akıl yürütme biçimidir. Câbirî’ye göre Felsefe, mantık ve bilimsel metodoloji burhanî aklın ürünleridir. İslam düşüncesinde İbn Rüşd ve İbn Tufeyl bu hattın başlıca temsilcileridir. Câbirî’ye göre modern bilimsel düşünceye en yakın zemin burhandır. Bu nedenle Arap dünyasında entelektüel bir yeniden doğuşun gerçekleşebilmesi, burhanın güçlendirilmesine bağlıdır.

    1.3. İrfânî Akıl
    Üçüncü epistemik hat olan irfân, keşif, ilham ve içsel sezgiye dayalı bir bilgi türüdür. Câbirî’ye göre irfân ayet veya hadisle değil, batınî tecrübe ile bilgiye ulaşır. Felsefî tasavvufun epistemolojisini temsil eder ve İbn Arabî, irfânî aklın en güçlü figürüdür. Câbirî’ye göre irfân, gnostik bir bilgi türü olarak beyan ve burhanla tarih boyunca sürekli bir gerilim içinde olmuştur.
  2. Arap Aklının Oluşumu: Üç Hat Arasındaki Mücadele
    Câbirî, Arap aklının tarihsel oluşumunu bu üç epistemik hattın çatışması, mücadelesi ve birbirine eklemlenmesi üzerinden okur. Ona göre bugünkü Arap düşüncesinin sorunları da büyük ölçüde bu tarihsel mirasın bir devamıdır.
  3. Arap Rönesansı İçin Câbirî’nin Önerisi
    Hocamızın aktardığı üzere Câbirî, modern bir Arap Rönesansı (Nahda) için Beyânî aklın ıslah edilmesi ve Burhânî aklın ihya edilmesi önermektedir.
    Beyan–Burhan–İrfan: Ayrı Aşamalar mı, İç İçe Geçen Hatlar mı?

Oturumun sonunda hocamız; beyanın kulakla, burhanın akılla, irfânın ise kalple elde edilen bilgi türlerini temsil ettiğini belirtmiştir. Ayrıca hâkim din anlayışında beyânî aklın “resmî akıl” niteliği kazandığını vurgulamıştır. Hocamız, Câbirî’ye yöneltilen eleştirilerin bir sonraki oturumda ele alınacağını ifade ederek oturumu tamamlamıştır.

X’de paylaşılmıştır.