Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız bugünkü dersinde, usûl ve metodolojinin neden zorunlu bir ihtiyaç olduğu hususunu ele aldı. Özellikle usûlün kavramsal çerçevesini oluşturan temel kavram ve terimlerden hareketle, bu alanın gerektirdiği ilişkiler ağına değindi.
Dersin girişinde, “Usûl başlangıcı, metodoloji ise sonucu dikkate alır. Bu nedenle usulün asılları ile metodolojinin asılları farklıdır. Menhec ise hem başlangıcı hem sonucu dikkate almayı önerir. İşte bu nedenle bu dersin adı usul ve metodolojidir.” diyerek dersin İDE Akademi müfredatındaki yerini ve amacını açıkladı.
Usûlün Gerektirdiği İlişkiler Ağı
Hocamız, sağlam bir metodolojiye ulaşmanın yolunun, usûl ilimlerinin kurduğu ilişkiler ağını doğru biçimde anlamaktan geçtiğini ifade etti. Bu çerçevede, bütüncül bir bakış açısı geliştirmek için usûl ilimlerinin ortaya koyduğu temel ilişkilerin doğru biçimde kurulması gerektiğini vurgulayarak şu başlıkları sıraladı:
- Tenzil ile tekvin
- Tenzil ile teşri
- Teşri ile teklif
- Teklif ile taabbüd
- Taabbüd ile tedbir
- Asıl ile fer‘
- Akıl ile nakil
- Cevher ile araz
- Küll ile cüz
- Şekil ile ruh
- Zahir ile bâtın
- Marifet ile hakikat
- Tenzil ile te’vil
- Kati olan ile zanni olan
- Lafız ile mânâ
- Gaye ile vesile
- Sabite ile değişken
Bu ilişkiler ağının ancak belirli bir usûl ve metodoloji çerçevesinde anlaşılabileceğini, bu ilişkileri doğru kuramayanların metodoloji sahibi olamayacaklarınıbelirtti. Bu sebeple, kapsamlı bir usûl ve metodolojiye duyulan ihtiyacı vurguladı.
Usûl İlimlerini Doğuran Zorunlu Sebepler
Hocamız, usûl ilimlerinin ortaya çıkışının zorunlu sebeplerini ise şu maddelerle ifade etti:
- Bilgiyi doğru yönetmek.
- Dini metinleri doğru anlamak.
- Nasslardan hüküm çıkarmak (İstinbat).
- Nass olmayan konularda hüküm vermek (İçtihat).
- Mezhep doktrinlerini anlamak.
- İnsana, eşyaya, kâinata, varlığa, Kur’an’a ve Sünnete bir bütün olarak bakmak.
Bilgi ve düşünce sisteminde hakikate dayanan asılların tikeldeğil tümel nasslardan elde edildiğini belirten hocamız, hakikate dayanan her düşünce sisteminde önce asıllar ve hakikatlerin bulunduğunu, bu sistemlerdeki ilke, kural ve kaidelerin de bu asıllar ve hakikatler üzerine bina edildiğini özellikle ifade etti. Bu asıllara ancak küllî istikrâ yöntemi ile ulaşılabileceğini belirtti. Zira asıl ve hakikatler üzerine sistematize edilen usûl, ancak bu şekilde bir hayat nizamı veya düşünce sistemi oluşturabilir, dedi. Aksi hâlde, “nass sayısı kadar asılın” ortaya çıkabileceğini söyledi. Ayrıca, adaletin bütün nasslardan hareketle ulaşılan bir asıl olduğunu dile getirdi.
Usûl ve Metodoloji: İlimlerin Birliği İçin Temel
Bu çerçevede hocamız, kural ve kaidelere uygun biçimde üretilen fikirlerin, yorumların ve hükümlerin bir araya gelerek usûl ve metodolojiyi oluşturduğunu ifade etti. Ayrıca, İlimlerin Birliği (Tevhîdü’l-‘Ulûm) ve İlimlerin Yenilenmesi (Tecdîdü’l-‘Ulûm) yoluyla günümüz meselelerine sahih ve bütüncül çözümler üretmenin ancak sağlam bir usûl ve metodoloji anlayışıyla mümkün olabileceğinin altını çizdi.
Usûl Kelimesinin Kur’an’daki Kavramsal Temelleri
Hocamız, “Evlere arkadan değil, ön kapıdan edeple giriniz” (Bakara suresi, 189) ayeti ile usûlün Kur’an’daki köklü anlam zeminine dikkat çekti. Kur’an’a bir bütün olarak bakıldığında bu örnekte olduğu gibi usûle dair çok ciddi kavramsal çerçeveler bulunabileceğini belirterek şu kavramları açıkladı:
- Mîzân
- Kıstas
- Mi’yâr
- Mikyâs
- Burhân
- Hikmet
- Takvîm
- Kavâid
- Menâhic
Hocamız, bu kavramların her birinin, İslam düşüncesinde kapsamlı bir usûl ve metodoloji ihtiyacına işaret ettiğini belirterek dersini tamamladı.

